İş, oluş, hareket, olay ve yargı bildirir. Yani o cümlede ifade edilen asıl anlamı karşılayan kelime veya kelime grubu yüklemdir. Genelde fiil olmak üzere, bazen isimler de yüklem olabilir. Ayrıca yüklemler genellikle sonda bulunur. Yüklem cümlenin temel öğesidir, geriye kalan bütün öğeler onun yardımcısıdır.
Cümlenin öğeleri bulunurken, en başta yüklem bulunur ve kalan bütün öğeler yükleme sorulan sorularla bulunur. Onun için bir cümlenin önce “Burada olan olay ne, yargı bildiren sözcük hangisi?” diye sorarak ve aşağıda tarif edilen yöntemleri kullanarak yüklemini bulmak, daha sonra diğer öğeleri göstermek gerekir.
Yüklem, isim de olsa, fiil de olsa mutlaka bir “yargı” ifade etmelidir. Gerçekleşen bir iş, oluş, hareket veya var olan bir durum gösterilmiyorsa, o sözcüğün yüklem olması mümkün değildir.
Örnek: “Kontrolü kaybeden araç bariyerlere çarptı.” cümlesinde bütün anlamı üzerinde toplayan ve yargı içeren sözcük “çarptı” çekimli fiilidir. Bu nedenle o kelime yüklemolarak kabul edilir.
Örnek: “Kabul etti.” cümlesi sadece yüklemden oluşmaktadır. “Kabul et-” birleşik fiildir ve ayrılmaz. Bunun için yüklem, tek başına cümle oluşturmuştur. Görüldüğü üzere yüklemin cümle yapmak için başka hiçbir öğeye ihtiyacı yoktur. Sadece anlamı güçlendirmek için yardımcı öğeler gelirler. Şimdi o cümleyi diğer öğelerle birlikte verelim:
“Erkan, yarın toplantıya gelmeyi kabul etti.”
-Özne - Zarf T. –Belirtili Nesne — Yüklem
-Özne - Zarf T. –Belirtili Nesne — Yüklem
Örnek: “Bu sabah Marmaris’te sel felaketi yaşandı.”
———— Zarf T. — Dolaylı T. —- B’siz N. –Yüklem
———— Zarf T. — Dolaylı T. —- B’siz N. –Yüklem
Yukarıdaki cümleden “Marmaris’te” dolaylı tümlecini çıkardığımızda, “Bu sabah sel felaketi yaşandı.” cümlesi kalır. Bu cümle gayet mantıklı ve anlamlı bir cümledir. O hâlde bu yüklem olamaz. Yüklem dışındaki hangi öğeyi atarsanız atın, geriye anlamlı cümle kalır; fakat “yaşandı” yüklemini cümleden attığımızda; “Bu sabah Marmaris’te sel felâketi” gibi sadece arka arkaya sıralanmış kelimeler kalır ve herhangi bir yargı bildirmez, cümlenin anlamı eksik kalır. İşte yüklemi bulmak bu kadar kolaydır. :)
Örnek: “Sorduğu sorulara yanıt alamayınca gözden düştü.” cümlesinde yüklem “gözden düş-” deyimidir. Bu cümlenin yüklemini “düştü” çekimli fiili olarak alıp, sonra yükleme “Nereden düştü?” sorusunu sorarak “gözden” cevabını bulmak ve bunu dolaylı tümleç olarak kabul etmek kesinlikle yanlıştır. Bu cümlenin yüklemi “gözden düştü” olarak kabul edilmelidir ve sorular “Neden gözden düştü?” (sorduğu sorulara yanıt alamayınca), “Kim gözden düştü?” (O) şeklinde sorulmalıdır.
Örnek: “En sevdiğim renk mavidir.”
“Beni dinlendiren tek şey kitaptır.”
“Adamın amacı Cumhurbaşkanı’na ulaşmakmış.”
“Bu elimizdeki son akıllı telefondu.”
“Beni dinlendiren tek şey kitaptır.”
“Adamın amacı Cumhurbaşkanı’na ulaşmakmış.”
“Bu elimizdeki son akıllı telefondu.”
Örnek: “Sanki sende kaldı bir yarım.”
“Bir kuş uçuyor uzaklara doğru.”
“Şimdi seni bekliyorum nemli gözlerle.”
“Bir kuş uçuyor uzaklara doğru.”
“Şimdi seni bekliyorum nemli gözlerle.”
Örnek: “Patlamayı duyunca hemen oradan uzaklaştık.” cümlesinde “duyunca” zarf-fiildir; fakat cümlenin yüklemi “uzaklaştık” çekimli fiilidir.
“Ayaküstü resim çizen adam çok dikkat çekti.” cümlesinde “çizen” sıfat-fiildir; fakat cümlenin yüklemi “çekti” çekimli fiilidir.
“İnsanın yüreğini doyuran şey, bazen bir gülümsemedir.” cümlesinde ise iki tane fiilimsi vardır. “Doyuran” sıfat-fiili, yukarıda söylendiği üzere hiçbir zaman yüklem olamazken; “gülümseme” sözcüğündeki “+mA” ekini alarak oluşan isim-fiil, ek fiil alarak yüklem olmuştur.

Çok Anlamlı Bir Makale Olmuş
YanıtlaSilhttps://kulturlupanda.wordpress.com/
YanıtlaSil